Bütün haftasonunda saat 7 - 8 civarı uyanıp Doğa servisine binip Beykoz Doğa'ya gitmek ne demek bilir misiniz? Bilmezsiniz tabii. Ben bile hala oturtamadım.
Cumartesi günü boktan bir görevle gitmiştik, bugün şenliğe gittik ve cidden güzel iki gün yaşadım. Sabah 7'den akşam 9'a kadar evde değildim Cumartesi, bugün de saat 8'den akşam saat 8'e kadar değildim. Biraz kendimi rahat hissettim, Beykoz Doğa'nın o manyak ortamını da düşününce biraz dğil bayağı. Dün kafamı cinleidm bugün eğlendim. Dün çimlere uzanıp müzik dileyip sohbet ettik, bugün biraz karışık bir ortamda da olsa sosyalleştik. Gripin konseri de ayrı güzeldi, söylemesem olmaz. Böyle bir konserde bile şarkılara eşlik edebildiğime göre acaba benjamin falan gelse ne olur bilmiyorum, düşünemiyorum.
Yazacak o kadar şey oldu ki kafam çok karışık, Cumartesi'nden başlarsak, oraya aptal bir görev için saat 7'de kalkıp 8'd servise binip 10'da kampüse gittikten sonra 15 dk içinde bittiğinde boş boş dolaşmak pek güzeldi. Öğretmenlerle de arkadaş olunabileceğini öğrendim dün mesela. O bakımdan verimli bir gündü.
Bugünse cidden yoğun ve çok karışık bir gündü. Ve aşırı yorucuydu. İlk bindiğimiz servisten geri dönüş anımıza kadar eğlendik. İnsanlarla konuşmanın korkunç bir şey olmadığını ve insanların benimle konuşmaktan tiksinmediğini keşfettim. Bir gözlükle gidiyorsanız onun kaşar olmasına hazırlıklı olmanız gerektiğini öğrendim. Malına her şekilde sahip çıkman gerek, bunu da öğrendim. Ve hiç beklenmeyen anlarda beklenmeyen şeylerin gerçekleşebildiğini öğrendim.
Bir de sosyal olmak o kadar da korkunç değilmiş, insanlar sizi dışlamazmış bunu da öğrendim. Güneşin altında çok durunca cidden kızarıyormuş tavuk gibi insan, bunu da öğrendim ayrıca.
Son olarak da çul giyinmenin çok rahat olduğunu öğrendim.
Ben bugünü çok sevdim, dünü çok sevdim. Keşke daha uzun olsaydı. Keşke onunla konuşabilecek kadar uzun olsaydı en azından.
+ TsukinoUsagi
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder