Bembeyaz, pürüssüz tenine dokunsa parmaklarım.
Sarılsam sana, birdaha bırakmıycakmışsın gibi kucaklasan beni.
Benim yanıma gelip şirince söylediğin bir söz her gece rüyalarımda.
Gülümsemen, gözlerimin içine işleyen o bakışın.
Belki basitçe bir sözdü girişimin.
Burnuma kadar gelmiştin.
Uzansam öpücektim seni, o derece.
E peki, Sevgili Cansın bu sözüm sana.
Ulan gerzek, neden muhabbeti ilerletmedin?
Ha salak, o dibine kadar gelmişti o mükemmel gülümsemesiyle.
Kimse yoktu yanımızda.
Sen ve ben vardık.
Neden kilitlendim?
Utangaç mıyım ben? Değilim!
Katiyen olmadığım birşeye dönüştürdün beni.
Seni seviyorum.
BAK DUY İŞTE.
Bakışlarımdan belli değil miydi zaten?
Seni acayip seviyorum.
Onunla ayrı olduğun dönemde son sınıf bir arkadaşım bizi tanıştırdı, elimi sıktın samimice.
Dokunuşun kadar mükemmel bir his yoktu dünyada.
Elime dokunan ellerin hiç ayrılmasaydı keşke oradan.
Sonrasında defalarca sana baktım, gözlerimiz çakıştı binlerce kez.
Gelip iki üç kez konuştun benimle.
Hiç normal muhabbetlere benzemiyordu.
Gözlerin, o mükemmel bakışların işlendi kalbime.
Belkide hayal ediyorum.
Ama seni elimden ben kaçırdım.
Dünyanın en gerzek kızı olan ben!
O salaklasın şimdi.
O beyinsiz şırfıntıyla.
-Cansın.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder