Durma lütfen, sen varken daha sakin görünüyor her şey.
Daha kasvetli, daha huzurlusun güneşten.
İnsanların ruhuna canlılık getirmiyorsun belki güneş gibi
Ama temizliyorsun içimizdeki her şeyi biz fark etmeden.
Hem sen varken daha güzel hayal kurmak. Kapüşonuma yağmur damlaları hızlı hızlı düşerken daha güzel onu düşünmek. Daha güzel o an elimi tuttuğunu, köşeden çıkıp geleceğini ve şemsiyesini açtığında altında sadece bizim olacağımızı farzetmek. Arkadaşları arkadan konuşup laf atarken arkaya bakıp sırıtmak, dil çıkarmak, şakacıktan kızmak. Sonra omzuna yaslamak başımı ve güvende hissetmek. O an fırtına bile çıksa umurumda olmayacağını düşünmek. Sonra ona bakmak ve o yola bakarken gözlerindeki düşünceli ama sevgi dolu ifadeyi görmek, yeşil gözlerindeki… Baktığımı fark ettiğinde bana bakıp şaşırması ve gülümsemesini görmek, o an deli gibi üşüsem de içimin sıcacık olduğunu hissetmek…
Gözlerle anlaşabilmek ve mutluluğu tatmak, en sıcağını…
Hem yağmur, senin sesin varken sözcükler, konuşmak ne diye? Sen anlatmıyor musun zaten her bir damlanla duygularımızın karışıklığını. Her birindeki ayrı bir hissi bağırmıyor musun küçük damlaların yer vardığında.
O anın sessizliği…
Huzurlu bir sessizliği ancak şükretmeyi bilmeyenler bozar. O anın verdiği ilhamı, aşkı, sevgiyi, mutluluğu, huzuru ve kasveti reddetmek ne büyük günah. Ne büyük terbiyesizlik Tanrı’ya her damlada sitem etmek ve güneşe bağırmak “Gel!” diye. Ne kadar pis bir düşünce…
Ona bakmak ve yok olduğunu görmek yavaşça, elden giden bir hayal olduğunu fark etmek…
Tam bu anda uyurgezer halden sıyrılmak var bir de altındayken yağmur. Ağlamak istemek ama diğer insanlardan çekinmek var. Ve sonra gözlerimi yerle birleşen, birazdan basacağım damlalarına dikmek. O ve şemsiyesi olmadan, güven hissi gitmeye hazırlanırken ve üşümeye başlamışken…
Ah yağmur, biliyor musun en kötü tarafın bu işte. Getirdiklerini geri de götürebilsen keşke.
+Aysu
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder